21 Ağustos, 2011

Ha düşer, ha düşer, ha düşer...

İki sabah oldu, gözlerimi Ortaçgil ile açıyorum. Aklım dolu dolu. Zaman yine geçivermiş, ben yapmam gereken her işi bir diğeri için yarım bırakmışım. Gitme vakti yaklaşıyor. Benden önce gidenler için 'veda yemek'leri yapıldı. Şükrü'de son rakılar içildi. Şükrü'de herhangi bir gece gibi.
Can Yücel'in mezarını parçaladılar sonra. Söz bulamadık. Bulsa bulsa Can Yücel bulurdu; içten bir küfür. Kızdık sadece. İstemsizce çok kızdık.
Görünen o ki, sonbahar gelmeden gideceğim. Öyle ya, yaz geç geldi, erken gitmez. Bağ bozumu bile gecikti. Üzümler daha dolu olacak diyorlar, herkeste bir heyecan. 2011 rekoltesi dursun aklınızın bir köşesinde, biz bayram sonrasını bekleyelim. 
Serin pazar sabahlarını seviyorum, hep sevdim. Elimde Sevgi Duvarı, yanımda soğumuş kahvem.
'...
Başımızın üstünde demin gülüp duran gökyüzü
Yedekte bir salapurya şimdi. '

Hüzünlüyüm bugün. Evet, hüzünlüyüm.