Berlin'de, Barbara adlı ressam bir kadının yanında kaldığım yazdı. Odama güneş vururdu, hafta sonları bile erkenden uyanırdım. Pazar sabahları kızı ve oğlu hiç aksatmadan aynı saatte kahvaltıya gelirlerdi. Oğlu her seferinde bir iki şarkı Marianne Faithfull çalardı. Ben de müziğin sesini kısar, penceremi açardım. Mutfağın açık penceresinden sesler bana gelirdi. Keyiflenirdim.
Bu gece, bu güzel kadın İstanbul Modern'de olacak.Çatallı sesinden dinleyeceğim onu. Bazıları ya çok sever, ya hiç sevemez.
2011 albümünü yeni indirdim. Alıştığım keyfi aldım.
edit: Marianne Faithfull bir harikaydı İstanbul Modern'de. 'Bu şarkıyı Mick Jagger ve Keith Richards benim için yazdı ve ilk söylediğimde 17 yaşındaydım' diyerek As Tears Go By söylemeye başlayan kadın, 64 yaşın ağırlığını ve 17 yaşın güzelliğini aynı anda taşıyordu. İki tane sigara içti sahnede ve her şarkıda gülümsedi Marianne Faithfull. Broken English'ten, Strange Weather'a.
Yalnızca bu değil, seyirciler de bu güzel kadına hakkını verdiler. 60'larin ruhunu taşıyan spor ayakkabılı yaşlı amcaların ve zarif makyajlarıyla şarkılara eşlik eden teyzelerın arasına 20'lerinde gençler karışmıştı. Benim için oldukça özel bir konser oldu. Bittiğinde, hayatımın geri kalanını yaşamış gibi dinginleşmiş, henüz yaşamadığım bir hayat için ise heyecanlanmıştım.
